Teğâbün Suresi Oku

Teğâbün Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.

Sure No64
Ayet Sayısı18
Nüzul · SayfaMedine · 556

Medine döneminde inmiştir. 18 âyettir. Sûre, adını 9. âyette geçen “etTeğâbun”kelimesinden almıştır. Teğâbun, aldanma demektir. İnanmayanların aldanışları, Kıyamet gününde açıkça ortaya çıkacağı için bugüne“Yevmü’t-Teğâbun (aldanma günü)” denmiştir. Sûrede, başlıca mü’min olsun,kâfir olsun herkesin eksiklik ve kusurlarının kıyamet günü açığa çıkacağı konu edilmektedir.

Teğâbün Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Teğâbün Suresi Dinle ve Teğâbün Suresi Meali Dinle sayfaları var.

Teğâbün Suresi Arapça Metni ve Meali

Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.

  1. 1

    یُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِۚ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُؗ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌ ۝١

    Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. Mülk yalnızca O'nundur, hamd de O'na mahsustur. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  2. 2

    هُوَ الَّذٖی خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖیرٌ ۝٢

    O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mü'mindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  3. 3

    خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْۚ وَاِلَیْهِ الْمَصٖیرُ ۝٣

    Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O'nadır.

  4. 4

    یَعْلَمُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَیَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَؕ وَاللّٰهُ عَلٖیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ۝٤

    Göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

  5. 5

    اَلَمْ یَاْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذٖینَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُؗ فَذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖیمٌ ۝٥

    Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.

  6. 6

    ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَاْتٖیهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَیِّنَاتِ فَقَالُٓوا اَبَشَرٌ یَهْدُونَنَاؗ فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُؕ وَاللّٰهُ غَنِیٌّ حَمٖیدٌ ۝٦

    Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.

  7. 7

    زَعَمَ الَّذٖینَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ یُبْعَثُواؕ قُلْ بَلٰى وَرَبّٖی لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْؕ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ یَسٖیرٌ ۝٧

    İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: "Hiç de öyle değil, Rabbime and olsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."

  8. 8

    فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَالنُّورِ الَّذٖٓی اَنْزَلْنَاؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖیرٌ ۝٨

    Artık siz Allah'a, peygamberine ve indirdiğimiz nûra (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  9. 9

    یَوْمَ یَجْمَعُكُمْ لِیَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ یَوْمُ التَّغَابُنِؕ وَمَنْ یُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَیَعْمَلْ صَالِحًا یُكَفِّرْ عَنْهُ سَیِّــَٔاتِهٖ وَیُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ ۝٩

    Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.

  10. 10

    وَالَّذٖینَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰیَاتِنَٓا اُو࣑لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ خَالِدٖینَ فٖیهَاؕ وَبِئْسَ الْمَصٖیرُࣖ ۝١٠

    İnkar eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennemliklerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

  11. 11

    مَٓا اَصَابَ مِنْ مُصٖیبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِؕ وَمَنْ یُؤْمِنْ بِاللّٰهِ یَهْدِ قَلْبَهُؕ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ ۝١١

    Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

  12. 12

    وَاَطٖیعُوا اللّٰهَ وَاَطٖیعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّیْتُمْ فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبٖینُ ۝١٢

    Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

  13. 13

    اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَؕ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْیَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ۝١٣

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  14. 14

    یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْۚ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ ۝١٤

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  15. 15

    اِنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌؕ وَاللّٰهُ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظٖیمٌ ۝١٥

    Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

  16. 16

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَاَطٖیعُوا وَاَنْفِقُوا خَیْرًا لِاَنْفُسِكُمْؕ وَمَنْ یُوقَ شُحَّ نَفْسِهٖ فَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝١٦

    O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  17. 17

    اِنْ تُقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا یُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَیَغْفِرْ لَكُمْؕ وَاللّٰهُ شَكُورٌ حَلٖیمٌۙ ۝١٧

    Eğer siz Allah'a güzel bir borç verirseniz Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını verendir, Halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

  18. 18

    عَالِمُ الْغَیْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ ۝١٨

    O, gaybı da, görünen âlemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ayet Ayet

Teğâbün Suresi'ni uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir