Mücâdele Suresi Oku

Mücâdele Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.

Sure No58
Ayet Sayısı22
Nüzul · SayfaMedine · 542

Medine döneminde inmiştir. 22 âyettir. Sûre, adını ilk âyette sözü edilen olaydan almıştır. “Mücâdele”, münakaşa etmek, tartışmak demektir. Bir adamın “zıhâr” yaptığı karısı, Hz. Peygambere gelerek onu şikâyet etmiş ve Hz. Peygamberle de tartışmıştı. Sûrede başlıca, zıhar, zıhar keffareti gibi bazı dînî hükümler ile birtakım görgü kuralları ve mü’minlerin inanmayanlara karşı takınmaları gereken tavır konu edilmektedir.

Mücâdele Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Mücâdele Suresi Dinle ve Mücâdele Suresi Meali Dinle sayfaları var.

Mücâdele Suresi Arapça Metni ve Meali

Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.

  1. 1

    قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّتٖی تُجَادِلُكَ فٖی زَوْجِهَا وَتَشْتَكٖٓی اِلَى اللّٰهِࣗ وَاللّٰهُ یَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَاؕ اِنَّ اللّٰهَ سَمٖیعٌ بَصٖیرٌ ۝١

    Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. 2

    اَلَّذٖینَ یُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَٓائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْؕ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓیٖٔ وَلَدْنَهُمْؕ وَاِنَّهُمْ لَیَقُولُونَ مُنْكَرًا مِنَ الْقَوْلِ وَزُورًاؕ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ۝٢

    İçinizden kadınlarına zıhar yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

  3. 3

    وَالَّذٖینَ یُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ ثُمَّ یَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْرٖیرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ یَتَمَٓاسَّاؕ ذٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهٖؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖیرٌ ۝٣

    Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  4. 4

    فَمَنْ لَمْ یَجِدْ فَصِیَامُ شَهْرَیْنِ مُتَتَابِعَیْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ یَتَمَٓاسَّاۚ فَمَنْ لَمْ یَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتّٖینَ مِسْكٖینًاؕ ذٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖؕ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِؕ وَلِلْكَافِرٖینَ عَذَابٌ اَلٖیمٌ ۝٤

    Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ardarda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar Allah'a ve Resülüne hakkıyla iman edesiniz diyedir. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kafirler için elem dolu bir azap vardır.

  5. 5

    اِنَّ الَّذٖینَ یُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اٰیَاتٍ بَیِّنَاتٍؕ وَلِلْكَافِرٖینَ عَذَابٌ مُهٖینٌۚ ۝٥

    Allah'a ve Resülüne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık âyetler indirdik. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.

  6. 6

    یَوْمَ یَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَمٖیعًا فَیُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواؕ اَحْصٰیهُ اللّٰهُ وَنَسُوهُؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖیدٌࣖ ۝٦

    Allah'ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.

  7. 7

    اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ یَعْلَمُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ مَا یَكُونُ مِنْ نَجْوٰى ثَلٰثَةٍ اِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ اِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَٓا اَدْنٰى مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْثَرَ اِلَّا هُوَ مَعَهُمْ اَیْنَ مَا كَانُواۚ ثُمَّ یُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا یَوْمَ الْقِیٰمَةِؕ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖیمٌ ۝٧

    Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilir.

  8. 8

    اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖینَ نُهُوا عَنِ النَّجْوٰى ثُمَّ یَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَیَتَنَاجَوْنَ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِیَتِ الرَّسُولِؗ وَاِذَا جَٓاؤُ࣒كَ حَیَّوْكَ بِمَا لَمْ یُحَیِّكَ بِهِ اللّٰهُۙ وَیَقُولُونَ فٖٓی اَنْفُسِهِمْ لَوْلَا یُعَذِّبُنَا اللّٰهُ بِمَا نَقُولُؕ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُۚ یَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمَصٖیرُ ۝٨

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de, "Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!

  9. 9

    یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَنَاجَیْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِیَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوٰىؕ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖٓی اِلَیْهِ تُحْشَرُونَ ۝٩

    Ey iman edenler! Siz başbaşa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

  10. 10

    اِنَّمَا النَّجْوٰى مِنَ الشَّیْطَانِ لِیَحْزُنَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَلَیْسَ بِضَٓارِّهِمْ شَیْـًٔا اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِؕ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْیَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ۝١٠

    O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, mü'minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler.

  11. 11

    یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا قٖیلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِی الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا یَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْۚ وَاِذَا قٖیلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا یَرْفَعِ اللّٰهُ الَّذٖینَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۙ وَالَّذٖینَ اُو࣒تُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍؕ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبٖیرٌ ۝١١

    Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın" denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size, "Kalkın", denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  12. 12

    یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَاجَیْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَیْنَ یَدَیْ نَجْوٰیكُمْ صَدَقَةًؕ ذٰلِكَ خَیْرٌ لَكُمْ وَاَطْهَرُؕ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖیمٌ ۝١٢

    Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman, başbaşa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  13. 13

    ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَیْنَ یَدَیْ نَجْوٰیكُمْ صَدَقَاتٍؕ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَیْكُمْ فَاَقٖیمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطٖیعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ وَاللّٰهُ خَبٖیرٌ بِمَا تَعْمَلُونَࣖ ۝١٣

    Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  14. 14

    اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖینَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَیْهِمْؕ مَا هُمْ مِنْكُمْ وَلَا مِنْهُمْۙ وَیَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ یَعْلَمُونَ ۝١٤

    Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.

  15. 15

    اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدٖیدًاؕ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا یَعْمَلُونَ ۝١٥

    Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  16. 16

    اِتَّخَذُٓوا اَیْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبٖیلِ اللّٰهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُهٖینٌ ۝١٦

    Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

  17. 17

    لَنْ تُغْنِیَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَیْـًٔاؕ اُو࣑لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖیهَا خَالِدُونَ ۝١٧

    Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  18. 18

    یَوْمَ یَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَمٖیعًا فَیَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا یَحْلِفُونَ لَكُمْ وَیَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَیْءٍؕ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ ۝١٨

    Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

  19. 19

    اِسْتَحْوَذَ عَلَیْهِمُ الشَّیْطَانُ فَاَنْسٰیهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِؕ اُو࣑لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّیْطَانِؕ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّیْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ ۝١٩

    Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

  20. 20

    اِنَّ الَّذٖینَ یُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اُو࣑لٰٓئِكَ فِی الْاَذَلّٖینَ ۝٢٠

    Allah'a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar.

  21. 21

    كَتَبَ اللّٰهُ لَاَغْلِبَنَّ اَنَا࣑ وَرُسُلٖیؕ اِنَّ اللّٰهَ قَوِیٌّ عَزٖیزٌ ۝٢١

    Allah, "Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphe yok ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

  22. 22

    لَا تَجِدُ قَوْمًا یُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْیَوْمِ الْاٰخِرِ یُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشٖیرَتَهُمْؕ اُو࣑لٰٓئِكَ كَتَبَ فٖی قُلُوبِهِمُ الْاٖیمَانَ وَاَیَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُؕ وَیُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَاؕ رَضِیَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُؕ اُو࣑لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِؕ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝٢٢

    Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Ayet Ayet

Mücâdele Suresi'ni uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir