Meâric Suresi Oku

Meâric Suresi'ni mushaf, meal, okunuş ve tefsir görünümleriyle okuyun.

Sure No70
Ayet Sayısı44
Nüzul · SayfaMekke · 568

Mekke döneminde inmiştir. 44 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyetteki “elMe’âric”kelimesinden almıştır. Me’âric, yükselme yolları demektir. Sûredebaşlıca, Mekke müşriklerinin inkâr, inat ve azgınlıkları, insan tabiatının bazıyönleri, ölüm ötesi hayatın gerçekliği konu edilmektedir

Meâric Suresi'ni yukarıdaki okuyucuda mushaf hattıyla okuyun; "Görünüm"den meal, okunuş ya da tefsirli görünüme geçin, "Ayarlar"dan tema ve yazı boyutunu seçin. Kaldığınız ayet tarayıcınızda saklanır. Kulaklık düğmesi sûreyi seçtiğiniz hafızla okutur; ayrıca Meâric Suresi Dinle ve Meâric Suresi Meali Dinle sayfaları var.

Meâric Suresi Arapça Metni ve Meali

Diyanet İşleri Başkanlığı meali. Ayete tıklayarak Arapçası, okunuşu, üç meali ve tefsiriyle ayet sayfasını açın.

  1. 1

    سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ ۝١

    Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu. (1-3)

  2. 2

    لِلْكَافِرٖینَ لَیْسَ لَهُ دَافِعٌۙ ۝٢

    Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu. (1-3)

  3. 3

    مِنَ اللّٰهِ ذِی الْمَعَارِجِؕ ۝٣

    Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu. (1-3)

  4. 4

    تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَیْهِ فٖی یَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسٖینَ اَلْفَ سَنَةٍۚ ۝٤

    Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

  5. 5

    فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمٖیلًا ۝٥

    (Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.

  6. 6

    اِنَّهُمْ یَرَوْنَهُ بَعٖیدًاۙ ۝٦

    Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

  7. 7

    وَنَرٰیهُ قَرٖیبًاؕ ۝٧

    Biz ise onu yakın görüyoruz.

  8. 8

    یَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ ۝٨

    Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. (8-9)

  9. 9

    وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ ۝٩

    Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. (8-9)

  10. 10

    وَلَا یَسْـَٔلُ حَمٖیمٌ حَمٖیمًاۚ ۝١٠

    (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

  11. 11

    یُبَصَّرُونَهُمْؕ یَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ یَفْتَدٖی مِنْ عَذَابِ یَوْمِئِذٍ بِبَنٖیهِۙ ۝١١

    Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)

  12. 12

    وَصَاحِبَتِهٖ وَاَخٖیهِۙ ۝١٢

    Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)

  13. 13

    وَفَصٖیلَتِهِ الَّتٖی تُــْٔوٖیهِۙ ۝١٣

    Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)

  14. 14

    وَمَنْ فِی الْاَرْضِ جَمٖیعًاۙ ثُمَّ یُنْجٖیهِۙ ۝١٤

    Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın. (11-14)

  15. 15

    كَلَّاؕ اِنَّهَا لَظٰىۙ ۝١٥

    Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. (15-16)

  16. 16

    نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ ۝١٦

    Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir. (15-16)

  17. 17

    تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ ۝١٧

    O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. (17-18)

  18. 18

    وَجَمَعَ فَاَوْعٰى ۝١٨

    O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır. (17-18)

  19. 19

    اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًاۙ ۝١٩

    Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

  20. 20

    اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًاۙ ۝٢٠

    Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

  21. 21

    وَاِذَا مَسَّهُ الْخَیْرُ مَنُوعًاۙ ۝٢١

    Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

  22. 22

    اِلَّا الْمُصَلّٖینَۙ ۝٢٢

    Ancak, namaz kılanlar başka.

  23. 23

    اَلَّذٖینَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَࣕ ۝٢٣

    Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

  24. 24

    وَالَّذٖینَ فٖٓی اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ ۝٢٤

    Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. (24-25)

  25. 25

    لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِࣕ ۝٢٥

    Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. (24-25)

  26. 26

    وَالَّذٖینَ یُصَدِّقُونَ بِیَوْمِ الدّٖینِࣕ ۝٢٦

    Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

  27. 27

    وَالَّذٖینَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ ۝٢٧

    Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

  28. 28

    اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَیْرُ مَاْمُونٍۚ ۝٢٨

    Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

  29. 29

    وَالَّذٖینَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ ۝٢٩

    Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

  30. 30

    اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَیْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَیْرُ مَلُومٖینَۚ ۝٣٠

    Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

  31. 31

    فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو࣑لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ ۝٣١

    Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

  32. 32

    وَالَّذٖینَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَࣕ ۝٣٢

    Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

  33. 33

    وَالَّذٖینَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَࣕ ۝٣٣

    Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

  34. 34

    وَالَّذٖینَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ یُحَافِظُونَؕ ۝٣٤

    Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

  35. 35

    اُو࣑لٰٓئِكَ فٖی جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَؕࣖ ۝٣٥

    İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

  36. 36

    فَمَالِ الَّذٖینَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعٖینَۙ ۝٣٦

    Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar? (36-37)

  37. 37

    عَنِ الْیَمٖینِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِزٖینَ ۝٣٧

    Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar? (36-37)

  38. 38

    اَیَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ یُدْخَلَ جَنَّةَ نَعٖیمٍۙ ۝٣٨

    Onlardan her biri Naîm Cennetine sokulacağını mı umuyor?

  39. 39

    كَلَّاؕ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا یَعْلَمُونَ ۝٣٩

    Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

  40. 40

    فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ ۝٤٠

    Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. (40-41)

  41. 41

    عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَیْرًا مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقٖینَ ۝٤١

    Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez. (40-41)

  42. 42

    فَذَرْهُمْ یَخُوضُوا وَیَلْعَبُوا حَتّٰى یُلَاقُوا یَوْمَهُمُ الَّذٖی یُوعَدُونَۙ ۝٤٢

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

  43. 43

    یَوْمَ یَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ یُوفِضُونَۙ ۝٤٣

    Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür. (43-44)

  44. 44

    خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌؕ ذٰلِكَ الْیَوْمُ الَّذٖی كَانُوا یُوعَدُونَ ۝٤٤

    Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür. (43-44)

Ayet Ayet

Meâric Suresi'ni uygulamada okuyun

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir